Yay ile Oğlak « Burçlar Arası Uyum
YAY ERKEĞİNE GÖRE OĞLAK KADINI
Oğlak kadını asla bulutların üzerinde uçmaz, tersine ayakları yere sağlam basar. İhtiraslı olmasına rağmen, ahlaksızlığa cesareti yoktur. İnsanların ona hayran kalmasından ve kendisine kur yapılmasından hoşlanır, ama ona asla tam anlamıyla sahip olamazsınız.
Ne istediğinizi bilir, ancak onun ne düşündüğünü siz hiç bir zaman bilemezsiniz. Yine de telefon numarasını asla unutmayacağınız bir kadındır. Sabırlı, güçlü ve dirençli biridir. Fırsatları değerlendiren bir kadındır ve tıpkı sizin kadar hırslıdır.
Başarı ona çok şey ifade eder. Yaşamınızın itici gücüdür ve ona ihtiyacınız vardır. Tutumlu ve zevkli biridir. Bunu yuvanızı döşerken size ispat edecektir. Başka bir erkekle flört, Oğlak kadını için sadece zararsız bir eğlencedir.
OĞLAK KADININA GÖRE YAY ERKEĞİ
Yay erkeği neşeli, cazibeli ve manevi yönden zengindir. Size karşılaştığı en ilginç kadın olduğunuz duygusunu verir. Ancak kanmayın, aslında kadınların hepsini ister! Delinip içine girilmesini istediği bir kalbi olan, duyguların adamıdır. Aşık olmak ister, ama bağlanmaktan çekinir, çünkü bağımsızlığına düşkündür. Arkadaş olarak hoşgörülü ve yanına yaklaşılması kolay biridir. Ona güvenebilirsiniz.
Onu gerçekten seviyorsanız, ne olacak? Karar vermesi için daha ne kadar sabredecek ve evlenme teklifini bekleyeceksiniz? Daha sonra eşi olduğunuzda, herhangi bir yerde çingenelik yapmasına, eve vaktinde gelmeyerek yemeğin soğumasına sebep olması ve bunları önemsememesi yüzünden ona sinirlenmenize hayret etmesine alışmalısınız.
Parayla olan ilişkilerinde şanssızdır, yine de gıpta edilmeye layık bir iyimserliği vardır. 'Bir kapı kapanır, bir kapı açılır', onun gelecek için parolasıdır. Yay temel felsefesine sadık kalır: 'Ümit ediyorum'.
Yay erkeği sizi hiçbir zaman ortada bırakmayacak ve güvenilir bir eş olarak koruyacaktır. Aşkta girişimcidir ve zengin buluşları vardır. İlişkiniz ne kadar uzun sürerse, birbirinize karşı duygularınız o kadar yoğun olacaktır.
OĞLAK ERKEĞİNE GÖRE YAY KADINI
Oğlak olarak Yay kadınında ideal eşi bulacaksınız. Son derece olumlu, cazibeli, yardımsever ve size daima iyi tavsiyelerde bulunur. Evlilikte size anneniz gibi bir arkadaş ve aynı zamanda aşık olacaktır. Yay kadınında varolan gerçeklik anlayışı sizde eksiktir; sizi harekete geçirirse çok fazla acı vermeyecektir.
Bir Yay kadını size asla yalan söylemeyecektir. Gerçeklen ortaya koymuyorsa, bu yalnızca can sıkıcı konularla uğraşmak istemediğindendir. Yay kadını severek spor yapar ve kendini dinç tutar. Fiziksel olarak formda kalmak onun için çok önemlidir. Büyük olasılıkla Oğlak erkeğini bir spor merkezine kaydettirmeye çalışacaktır. Çok enerjiktir, ev idaresini, çocukları ve mesleği oyun oynarmışçasına bir araya getirir, yalnız önemli olan tekdüzeliğe düşmemesidir.
Yay kadını, olmayacak iddialarda bulunmaz, buna rağmen harcamalara dikkat etmeniz yararlıdır, çünkü bazen paranın değerim bilmez.
YAY KADININA GÖRE OĞLAK ERKEĞİ
Sakın kanmayın! Oğlağın soğuk ve çekingen tarzının altında tutku, romantizm ve derin duygularla dolu bir erkek var. Sizde aradığı heyecanlı bir macera değildir, kalbinde yalnızca gerçek sevgi vardır. Böylelikle ilişkiniz için inisiyatifi ele almak zorundasınız sempati ve iyi davranışı esirgemediğiniz sürece "yıldızlar"ın olumlu etkisi altında kalacaktır.
Oğlak erkeği akıllı, esnek fikirli ve çok disiplinlidir. Mesleğinde tam anlamıyla faaldir. Kariyer ve başarı, her şeyden önce de şefin verdiği görevler onun için çok önemlidir. Siz eğlenmeyi sever, hayattan zevk alıp yeni insanlar tanımayı isterken, yeni ilişkiler kurmak ona zor gelir. Bu nedenle de en fazla bir iki tane gerçek arkadaşı vardır.
Kötü günündeyse nedenini genelde kendi de bilmez en iyisi onun gözü önünden çekilmektir, çünkü ağzından bal aksa bile, onu uyuşukluğundan kurtaramazsınız. Para konusunda bakış açınız, gerçekten farklıdır. Yaşlılık ve hayat sigortası ona büyük kazanç sağlayacaktır. Buna karşın siz parayı elinizde tutmazsınız, masraflarınıza 'mantıklı' ve 'gerekli' demek yanlış olurdu.
Eğer karşıt gruplardan birbirini çektiğine inanıyorsanız, Oğlak erkeğiyle bir ilişkiye girip, farklı düşünce ve ilgi alanlarınızla mutlu olmaya çalışabilirsiniz. Ancak şunu unutmayın: Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir.
İkizler ile Oğlak « Burçlar Arası Uyum
İKİZLER ERKEĞİNE GÖRE OĞLAK KADINI
Bu kadın, korunma ve emniyete ihtiyaç duyan bir 'ya hep ya hiç'çidir. Her şeyden uzak duruşu, onun içyüzünü görmenize engel olacaktır. Güvenip içini açmadan önce, her türlü riski ve olasılığı yok etmeye çalışır. Başı asla bulutlara değmez, ayağı her zaman yere basar. Aşkta ateşli olamaz. Duygularıyla tepki verir, ama şiddetten de hoşlanır.
Oğlak kadını, sizi iyi tanıdığına emin olduktan sonra, hareketlerinizi değiştirmeye çalışacaktır. Burada sizi değiştirmek isteği değil, sizin için iyi olana karar verme isteği söz konusudur. Ve genelde haklıdır. Güçlü yanlarınızı ve yeteneklerinizi hemen sezer. Ve öyle olduğunuzu kabul etmezseniz çok kızar.
İlişkinizin bir hayat boyu sürmesini ister, sizin için her şeyi yapacaktır. Bu size fazla gelecek ve kendinizi kısıtlanmış hissedeceksiniz. Eğer onu tam ve ciddi olarak sevmiyorsanız, sakın aşkınızı ilan etmeyin, her söylediğinize inanacaktır.
Oğlak kadını iyi bir konuşmacıdır, her topluluğa girebilir ve her türden insanı sempatiyle bir araya getirir. İş hayatında çok başarılıdır ve iyi para kazanır. Azimli ve faaldir, kişiliğinize yeni bir şeyler kazandıracaktır. Para durumunu onun kontrolüne bırakın, bunu becerir.
Oğlak insanları hatalarını asla tekrarlamazlar. Aşk hayatınız çok yönlü olacaktır, çünkü o tutkulu bir aşıktır. Ortak hayatınız için sıkı ilişki kuracağı ailenizle iyi geçinmeniz önemlidir. Ayağı yere sağlam basmasına rağmen, kendine güveni biraz eksiktir, ama bu konuda ona yardım edebilirsiniz.
OĞLAK KADININA GÖRE İKİZLER ERKEĞİ
Bu burçta doğan bir erkek, sizi çekecek niteliklere sahip değildir. Onun huzursuz ve sinirli tarzı sizi çileden çıkarabilir. Daima yapmak istediği, özlem duyduğu şey, farklılıktır. Tezatlar içinde mutlu yaşar. Bir kadın ondan gerçekten hoşlanıp hoşlanmadığından emin olamaz, çünkü ifade tarzı ve davranışları daima çelişkilidir. Bir an sizi ilgiye boğarken, diğer an oldukça kayıtsız olabilir.
Şanssız olaylardan sonra bir 'tıkaç' olarak İkizler erkeği, sizin için doğru değişim olabilir, çünkü o en derin istek ve endişelerinizi açabileceğiniz bir insandır. Elbette ortak tercihlerinizde vardır. İkizler erkeğiyle bir yuva kurma niyetiniz, kızgınlığa yol açabilir. Sadece, bir kadınla devamlı bir ilişki düşüncesi bile, bireysel özgürlüğünün sınırlanması gibi geldiğinden, ona dehşet verir.
Seve seve aşık olur ve her fırsatı da değerlendirir. Aşkta rutinlik onu sıkar ve bu tek düzelik onu, düşmanca ve kavgacı yapabilir. Entelektüel üstünlüğünü kolayca kabul ederseniz, İkizler erkeği kendini hayal kırıklığına uğramış hisseder.
Zaferini kutlamadan önce bir itiraz, protesto ya da kavga olmalıdır. Arkadaş olarak kalırsanız, birbirinizden sıkılmazsınız. İlişkinin devamında bu erkeğe bağlanmak isteyip istemediğinizi, iki kere düşünüp taşının. Onunla ortak bir gelecek çok emin değildir, ancak beraberlik tartışılmaz bir zevktir.
OĞLAK ERKEĞİNE GÖRE İKİZLER KADINI
Cazibeli, manevi yönden zengin, şaşırtıcı derecede çok yönlü bir kadın, ateşli ve hoşsohbet bir arkadaştır. Hızlı bir yaşam anlayışına sahiptir. Bununla beraber, aranızdaki uzun süreli bir ilişki uçurumun kenarındadır, çünkü yaşam anlayışlarınız çok farklıdır.
Oğlak, genelde ne istediğini ve buna nasıl ulaşacağım tam olarak bilirken, İkizler kadını, burcunun çift yönlü doğası tarafından yönlendirilir. Flört etmeyi sever, çünkü bu onun doğasında vardır. Çok sağlam bir ilişkiniz olsa da çekici erkeklere duyduğu ilgiden asla vazgeçmez. Aslında bu konuda çok ciddi olmadığı düşüncesi bile Oğlak açısından durumu katlanılır kılmaz.
Bu kadın, aynı anda birkaç erkekle ilişkiye girmeye de meyillidir. Bu sizin Oğlak imajınızı bir güzel alt üst edecektir. Yanıtlamanız gereken soru, kalbindeki tek erkek olmadığınız ve uzun süreli bir ilişkiye girip girmeyeceğinizdir. En çok tatil akşamlarında birlikteliğinizden zevk alan ve temelde evcimen bir tipsiniz. Ancak İkizler kadınının yanında bu olanağa pek kavuşamayacaksınız, çünkü onun geceleri, partiler ve eğlencelerle doludur. Acaba siz buna alışabilecek misiniz?
İkizler kadını, lüksü sever ve elde etmek için bazı şeyleri kullanabilir, seksi cazibesi dahil. Duygusal açıdan bağlanamayacağı için, bu nedenle onunla 'sadece' ateşli bir olay yaşamanız, büyük olasılıkla daha iyi olacaktır. Seksi silah olarak kullanmak ona zor gelmez. Bu silahı daha etkili kılmak için biraz da cazibe ve fantazi katacaktır.
Kendinizi İkizler kadınının hayatıyla boy ölçüşmeye tayin edilmiş hissediyorsanız, bu deneyimi karlı bulacaksınız. Hayatı bu kadar ilginç yapacak bir başka kadın daha var mıdır?
İKİZLER KADININA GÖRE OĞLAK ERKEĞİ
Bu çekingen ve duygulu erkek sizi cezbederken, hemen arkasındaki sert ve ters insanı hemen fark edeceksiniz. Sizin yaşam biçiminiz için, fazla içine dönük, serinkanlı ve soğuktur. Kendisini nadiren zaptedemez, ama böyle bir şey olursa, olay çok ani ve pahalıya mal olacaktır.
Güvensizlik, reddedilme korkusu, tanınma ve hayranlık duyulmaya gizli özlem, bu tür davranışları engelleyecek içgüdüsel sebepler olabilir. İşi, onun için çok önemlidir. Genelde de önemli ve sorumluluk gerektiren pozisyonlarda olacaktır.
Titiz, iradeli, becerikli ve kesinlikle güvenilirdir. Bu yüzden iş onun hayatında her zaman en başta gelir. Yaşlandığında ise bu, bir parça değişebilir. Aranızdaki ilişki, yaşlandığında, hemen hemen otuzların yarısında, en iyi hale gelecektir. Başka erkekler baş aşağı giderken, o hayatının baharında olacaktır.
Geleneksel değerler, aile, güvenlik ve yaşamındaki ufak değişiklikler, onun için önemlidir. Düzenli bir evi, iyi yemekleri sever. Toplum içinde sizinle gurur duymak ve sizi sahiplenmek isteyecektir. Parayı tedbirli harcayacaktır, asla darda kalmayacaksınız. Baştan çıkarılma ona zevk vermez. Ayrıca aşkta da aktif değildir.
Altkişilikler « Genel
Güneş ve Mars, herkesin haritasında erkeksi altkişiliklerdir. Eğer bu ikisi birbiriyle uyumluysa, güçlü, mücadeleci ve iddialı bir erkek altkişiliği ortaya çıkabilir.
Ay ve Venüs, dişi altkişiliklerdir ve birbiriyle uyumlu olduklarında çok huzurlu bir edilgenliği, alıcılığı ve bir duygular dünyasını yansıtırlar. Eğer horoskopta bu erkek ve dişi altkişilikler arasında çelişmeler varsa, kişiliğin içinde, herbiri kendi ihtiyacını elde etmek için uğraşan iki zıt altkişiliğin olduğu söylenebilir.
Çoğu durumda böyle bir iç çelişki, insan ilişkilerinde ve evlilikteki problemleri yansıtır. Yani iç dünyada çelişki yaşayan kişilik, bu çelişmeyi bir şekilde dış dünyada da ortaya koyar. Eğer altkişiliklerimizi birbirleriyle uyumlu hale getirmeyip oldukları gibi bırakırsak, bu çelişme, kendini dışa doğru da ifade edecektir.
Psikoterapistler, ebeveynle çocuk arasındaki çözülmemiş bir uyumsuzluktan söz ettiklerinde, doğum haritasındaki gergin bir yerleşimin dışavurumundan bahsetmektedirler. Örneğin Satürn-Mars karesiyle doğan bir kişi, farklı yönlere doğru ilerlemeye çalışan iki altkişilikle yaşamaktadır.
Satürn, babanın, otoritenin, sorumluluğun, ödevin ve kendini kontrolün sesidir; Mars ise tekbaşınalığın, kişisel arzu ve dürtülerin. Bu iki altkişilik, birbirlerinin aksine çalıştıklarında pek çok problemin ortaya çıkması mümkündür. Eğer kişi, şahsi ihtiyaçları ile (Mars) dışardan kaynaklanan sorumlulukları (Satürn) uzlaştırmayı imkansız görüyorsa, içsel olarak bölünür ve sonuç, birbirinden tamamen farklı ve uyumsuz iki altkişiliktir.
Bu iki altkişilikten herbiri, belirli durumlarda güce sahiptir yani öne çıkabilir, ancak diğer pek çok durumda söz konusu çelişki bunu imkansız kılar. Bazen bir altkişilik çok yüksek sesle konuşur ve iç diyaloğun uyumunu bozar. Eğer bu ses, kişiliğin geri kalan parçalarının oluşturduğu hattın dışındaysa, bu durum gerçek bir sorun teşkil edebilir. Fakat eğer horoskopta, yönetmesi gereken bir gezegen varsa, o da muhtemelen Güneş olmalıdır.
Onun sesinin yüksek ve açık bir şekilde duyulması gerekir, çünkü o horoskopta, tıpkı Güneş Sistemi'ndeki gezegenleri kendine çekip, Uzay'a dağılmalarını önleyen Güneş gibi diğer tüm altkişilikleri birarada tutar. Bu yüzden güneşimizi, onun burcunu, açılarını ve ev yerleşimini her şeyden önce incelemeliyiz.
Güneş, erkeksi bir altkişilik olduğundan, pek çok geleneksel kadın ondan huzursuzluk duyar; çünkü onlar "hanımefendi" olmak için yetiştirilmişlerdir ve bu altkişiliğin işlevini bir erkeğe teslim ederler. Bu, insanın kendine ait bir altkişiliği, dış dünyadaki birine yüklemesidir. Fakat günümüzde insanlar, birey olabilmek ve kişilik özelliklerini başkalarına yüklemeye bir son vermek için her zamankinden daha fazla çaba sarfediyorlar.
Hayatının merkezine bir erkeği koyan ve mesleki başarılarla kendilerini bulmaya çalışan pek çok kadın, kaçınılmaz olarak sorunlarla karşılaşıyor. Dış dünyayla ilişkilerini hem kendi başına yönetmek isteyip hem de bunu kendisi için bir başkasının yapmasını beklemek, birbiriyle çelişen şeylerdir. Bu insanlar bir geçiş neslinin parçasıdırlar ve Güneşlerinin tam sahipliğini, ancak geleneksel yolları bilinçli bir şekilde reddederek elde edeceklerdir.
Güneş güçtür. Kendi gücünüzü bilmek için, kendi biricik güneşinizi bilmeli ve o olmalısınız. Ay, dişi altkişiliklerimizden biridir ve kadınların Güneş konusunda yaptıkları hatayı erkekler de Ay konusunda yapmakta, yani Ay'ın işaret ettiği konuları içselleştirmeyip, bunları hayatlarındaki kadına bırakmaktadırlar. Fakat herkesin haritasında bir Ay vardır ve tam bir birey olabilmek için, erkekler, kendi Ay'larını kabul ve hissetmelidirler.
Neyse ki günümüzde erkekler, tıpkı kadınların Güneş'le ilgili olarak yaptıkları gibi, kendi Ay'larıyla ilgilenmekte, onun işaret ettiği temaları sahiplenmektedirler.
Astrolojinın güzelliklerinden biri de Ay'ın çeşitli burç, ev ve açılardaki sayısız yerleşimi dolayısıyla, herbir bireyin duyguları ve hassasiyetleri, tamamen kendine özgü olarak nitelendirilebilir. Duygular dünyasında sizin için neyin doğru ve normal olduğunu anlamak, oldukça önemli ve rahatlatıcıdır.
Bazı insanlar, yakından tanıdıkları kişilere karşı yoğun duygular beslerken, kimilerinin de, çok yakından tanımadıkları diğer bazı insanlara, hatta başka varlıklara karşı derinden bir duygu yönelimi olduğu görülür. Bir bireyin duygusal yöneliminin özellikleri, Ay'ın horoskoptaki konumundan, yani "Ay altkişiliğimizden" anlaşılır.
Aslında Ay, biyolojik olarak hayatta kalma ihtiyacıyla ilişkilidir. İçine girdiğimiz hayat deneyimi için gereken gıdayı almak ve bunu sürdürmek için ihtiyaç duyduğumuz bilinçaltı fonksiyonlarımızı sembolize eder. Dolayısıyla da temelde analitik değil, reaktif bir olgudur.
Ay'ı, gergin bir yerleşime sahip kişilerin, Ay'ın yansıttığı konularda güçlü, oldukça irrasyonel (mantık-dışı) bir altkişilik oluşturmaları olasıdır. Bunun yanında güçlü bir Merkür'leri varsa, son derece rasyonel görünen bir yönleri de olabilir ve eğer Merkür ve Ay arasında da bir açı meydana gelmişse, bu durumda bu kişilerin, hayatta kalmaya ilişkin ihtiyaç ve tepkileriyle ilgili olarak bilinçaltı seviyesinde meydana gelen algılarını rasyonelize edebilme (mantık çerçevesine koyma) yetenekleri olabilir. Tabii başka insanlar, bu durumu, "söylediği başka, yaptığı başka" (bölünmüş kişilik) şeklinde bir tutarsızlık olarak yorumlayabilirler.
Yükselen burç, bütün doğum haritalarının güçlü bir parçasıdır ve genellikle kişiliğin en bariz, dışarıya en kolay yansıyan özelliklerini gösterir. Yükselen burç, pek çok yönden, kişi ile dış dünya arasında meydana gelen ve bireysel kimliğin gelişimini sağlayan teması yansıtan bir semboldür. Dünyayı deneyimledikçe, yükselenimiz, yani dış dünyayla aramızdaki temas, daha da kalıbına oturur.
Pek çok astrolog, bir ailede ilk doğan çocuğun haritasına, genellikle Güneş'in ya da aslan burcunun yükselmekte olduğunu görmüşlerdir. Bu çocuklar, ebeveynlerinin hayatında bir ilk olduklarından büyük bir ilgi görür, bir önemlilik ve kişisel güç duygusu yaşarlar. Bu duyguyu hayatları boyunca taşırlar.
Eğer haritada yükselenin gergin bir açısı varsa, dış dünyayla temas konusunda, yani ilişkiler ve bireysel kimlik konusunda sorunlar ortaya çıkar ve kişinin değişim ve gelişiminde sürekli gerilimler yaşanır. Bu durumda, doğum haritası aslında, içimizdeki çeşitli altkişilikleri gösteren bir harita olarak görülebilir.
Hepimiz aynı parçalardan oluşmaktayız; tek fark bu parçaların herkeste farklı bir dizilişte olmasıdır. İdeal anlamda herkesin, belirli gezegenlere tekabül eden belirli altkişilikleri olduğu düşünülebilir. Fakat yaptığımız şey daha ziyade, gezegenleri ve bu gezegenlerin bulundukları burçları harmanlama yoluyla, bunlardan bir kalıp oluşturmaktır.
Psikolojik bir bileşim de muhtemelen astrolojik bir bileşimin ya da bahsettiğimiz harmanlamaların bir dışavurumudur. Örneğin, bir doğum horoskobundaki Ay, Saturn ve Mars kavuşumunu ele alalım. Bu haritanın sahibi, bu üç unsurun bileşimi olan, belki de "girişken, hırslı anne" diye tanımlanabilecek güçlü bir altkişilik geliştirebilir.
Güneş'i Neptün'le kare açı yapan bir kimsenin, "güçlü hayalperest" denebilecek bir altkişiliği olabilir. Diğer insanların bizde görecekleri ve deneyimleyecekleri şeyler ise, o anki duruma bağlıdır. Yani, karşımıza çıkan bir durumun üstesinden gelebilmemiz için gerekli olduğunu hissettiğimiz ya da inandığımız parçamız hangisiyse (bu her zaman kendi istediğimiz olmayabilir) ortaya koyarız.
Hepimiz, farklı insanların yanında birazcık farklı davranırız. Elbette bu, kulağa geldiği kadar basit birşey değildir ama burda bir gerçek vardır. Şimdi bir an için psikolojiye geri dönelim. Birkaç yıl önce Leary ve Wilson, iki platform üzerinde işlemekte olan dört anabirimden oluşan ilginç bir kişilik modeli geliştirdiler.
Bunlardan ilki, "Hayatta kalma" (Bio-survival) birimi dedikleri, tamamen sezgisel, astrolojideki Ay'la örtüşen bir birimdir. Diğeri, Mars'la ilişkili olan Duygusal-mekancıl (Emotional-territorial) birimdir. Sembolik-zihinsel-manipülatif (Symbolic-mental-manipulative) birim Merkür'le ve Sosyoseksüel (Socio-sexual) birim de Venüs'le önemli bir paralellik gösteriyor.
Leary ve Wilson'a göre bu dört birim, herbirimizin, üzerinde kişiliğimizi kurduğumuz temel kalıbı oluşturmaktadır. Bu bakış açısına göre kişilik, insanda varolan dört temel birim ya da altkişilikten oluşmaktadır. Bu kişilik modeline göre, çok fazla ya da çok az gelişmiş birimler, kişilik sapmaları ve dolayısıyla da sistemin tekrar dengelenmesini gerektiren sorunlara yol açmaktadır.
Leary ve Wilson'un modeli ile Freud'un modeli arasında bazı karşılaştırmalar yapılabilir. Freud'un ortaya koyduğu, insanın psikolojik gelişiminin oral, anal ve jenital aşamaları (ki altkişilikler bu aşamalarda oluşuyor olabilir), Hayatta kalma, Duygusal-mekancıl ve Sosyoseksüel birimlerle oldukça net bir şekilde uyuşmaktadır.
Buradan öğrendiğimiz şey, herbir birimi belirli zamanlarda oluşturduğumuz, ve her bir aşama ya da birimin oluşum başlangıcında yaşanan deneyimlerimizin, hayata karşı takındığımız tavrımız üzerinde bir etki yaptığıdır.
Leary ve Wilson modelinin en dikkat çekici unsurlarından biri, üst bilincimizin gelişiminin, temel birimlerin gelişimine paralel olarak gerçekleştiğini kabul edişidir. Direkt olarak bir gezegen ismi belirtmeseler de, Neptün, Hayatta kalma biriminin; Pluton Duygusal-mekancıl birimin, ve Uranüs de Sembolik-zihinsel-manipülatif birimin üst uzantılarıdır. Astrolojide, yalnızca Sosyoseksüel birimin üst oktavı hala bilinmiyor. Belki de yeni keşfedilecek bir gezegen, bu boşluğu dolduracak.
Leary ve Wilson'un birey modeli sıradışı olmakla birlikte, üzerinde altkişiliklerin oluştuğu kesin bir takım yapılardan bahsetmektedir ve astrolojinin sembolizmiyle, diğer psikoloji teorisyenlerinin modellerinden çok daha fazla uyuşmaktadır. Gerçi hala Jüpiter, Satürn ve hatta Güneş'in etkilerine yönelik bir açıklama yoktur.
Eski Maya ve Aztek Astrolojisi üzerinde yapılan araştırmalarda, onların sistemindeki sembollerin, insanın kişilik boyutunu düzgün bir şekilde özetleyen bir yönü olduğu görülmüştür. Bu sistemin özünü oluşturan 20 günlük burçlardan herbiri, arketipsel bir kişilik bileşimini ya da kalıbını tanımlamaktadır.
Bu sistemde, kişiliğin de belli sayıda alt-etkilere bölünmesinin yanında, gün-burçları da, bireylerin hayatındaki en temel konuları, ve muhtemelen hakim altkişiliği tanımlıyor görünmektedir.
Doğumumuzla birlikte bir parçamız olan arketipsel bir kalıpla örtüştüğünden, belki de Güneş burcumuz, gerçekten kişiliğimizdeki en güçlü, bizi hareket ettiren etkidir. Peki öyleyse biz kimiz? Doğum haritamızdaki Güneş miyiz, yoksa Ay veya Yükselen mi? Yoksa haritamızdaki bir Merkür-Uranüs karesi miyiz?
Biz bunların hepsiyiz, ancak herbiri belirli zamanlarda. Bir odaya girdiğimizde ve biriyle karşılaştığımızda Yükselen'imiziz. Başka insanlarla karşılaşmalarımızdaki karakteristik tepkilerimiz, doğumumuzdan beri sürekli gelişmektedir.
Eğer güçlü ve etkili bir Mars'ımız varsa, ardarda verdiğimiz kişisel kararlar yoluyla, hayatımızı, kişiliğimizin bu yönü, en belirgin özelliğimiz olacak biçimde şekillendirmiş olabiliriz. Bir sporcunun hayatı buna iyi bir örnektir. Güçlü bir Satürn, mesafe ve perspektife ihtiyaç duyan ve negatif olarak da korku ve güvensizlik duyan bir altkişilik oluşturabilir. Diğer altkişiliklerle işbirliği yapamazsa, bu altkişilik, her çeşit kompleks sorunlara yol açabilir ve eğer bu tür sorunlara rastlıyorsanız, Satürn'ün gergin bir konumda olduğuna ve haritanın geri kalanıyla uyumsuz olduğuna bahse girebilirsiniz.
Doğum haritasındaki diğer gezegenler ve gezegen yerleşimleri, kimliğimizi meydana getiren diğer altkişiklerdir. Astroloji, bizim tek, basit bir birey değil, bir kompleks (karışım) olduğumuzu kabul ederek işe başladığından, kendini bilme yolunda mükemmel bir yöntemdir.